Kıymalı Börek Operasyonu
Bölüm şarkısı: Yalın – Zalim
NİSA
Çalışma masamdaki yerimi almıştım ama elim ne masanın üzerinde açık duran o kalın fonksiyonlar test kitabına gidiyordu ne de renkli kalemlerle aldığım KPSS notlarıma… Önümdeki sayfalar dolusu soru, az önce balkonda yaşadığım o yüksek gerilimli dakikaların yanında tamamen anlamını yitirmişti. Gözlerim kitabın üzerindeki X ve Y bilinmeyenlerine dalıp giderken, zihnim çoktan bambaşka bir denklemin içinde kaybolmuştu.
Güneş ışınları stor perdenin aralıklarından süzülüp odanın içindeki toz bulutlarını aydınlatırken, oturduğum sandalyede öylece kalakalmıştım. İçimi kaplayan o ilk kurtulmuşluk hissi, yerini yavaş yavaş mantığın o soğuk ve rasyonel sesine bırakıyordu.
Beni o masada, hiç yükümlülüğü olmadığı halde tamamen yabancı bir kadının çaresiz çığlığını sezip kurtaran o gizemli kişiden düzgünce özür dilemek, durumun saçmalığını açıklamak ve ardından bu tuhaf hikâyeyi büyütmeden onu hayatımdan tamamen çıkarmaktı. Sonuçta adam bir iyilik yapmıştı ama bu, onunla bu saçma oyunu oynamaya devam edeceğim anlamına gelmiyordu.
Masanın üzerinde duran telefona elimi uzatırken kalbimin yine o tanıdık, ritmik bir hızla çarpmaya başladığını hissettim. Ekranı açtım, rehbere girip o panikle kaydettiğim isme baktım. ‘Sevgilim 🤍’ Bu isim şu an ekranımda o kadar eğreti ve komik duruyordu ki kendi kendime gözlerimi devirdim.
Parmaklarım klavyenin üzerine gitti. Bu sefer acele etmeden, kelimelerimi dikkatle seçmeliydim. Hem minnetimi belli eden hem de araya net bir mesafe koyan, durumun sadece bir ‘acil durum yalanı’ olduğunu açıklayan o mesajı yazmak için derin bir nefes aldım.
“YA ÇOK ÖZÜR DİLERİM!! Gerçekten çok çok özür dilerim!
Sizi böyle bir şeye dahil etmek istemedim, yemin ederim.
Rastgele yazdığım numaraların birine ait olması bile yeterince utanç vericiyken,
Siz bir de bana yardım ettiniz. Çok teşekkür ederim.
Masada üzerime öyle bir geldiler ki sevgilim var yalanı atmak zorunda kaldım.
Teyzem fotoğrafını görmek isteyince işler karıştı.
Fotoğrafı yok dedim. Nasıl yok diye sorguladılar. Sosyal medyasını araştırmak istediler. Sosyal medyası da yok dedim. Bu sefer gerçekliğini sorguladılar.
Ben de can havliyle numaranızı, yemin ediyorum tamamen sallayarak, rehbere "Sevgilim 🤍" diye kaydettim. Tabi profilde de fotoğraf göremeyince bu sefer teyzem mesaj at, inanalım demeye başladı ve atmış bulundum.
Umarım sizi zor durumda bırakmamışımdır.
Allah sizden razı olsun. Hakkınızı helal edin.
Ve oyunu bozmadığınız için tekrar çok teşekkür ederim, hayatımı kurtardınız.
Bir daha rahatsız etmeyeceğim, numaranızı da siliyorum hemen!
İyi pazarlar dilerim.”
(Görüldü 12:32)
“Hop, yavaş gel bakalım gizemli sevgili!
Öyle hemen numara silip olay yerinden tüymek var mı? 😎”
(Görüldü 12.34)
“Yalnız şunu söylemeden edemeyeceğim. ‘Allah sizden razı olsun. Hakkınızı helal edin’ kısmına kadar yazdıklarını ciddiyetle okudum. Fakat sonrası gerçek anlamda kahkaha tufanıydı. Sayende kendimi mahalleye cami yaptırmış bir mümin gibi hissettim.
Ama rica ederim, ne demek. Bugün bir teyze gazabından bir kadını daha kurtardıysak ne mutlu bize.”
(Görüldü 12:36)
“Ha unutmadan, zor durumda falan kalmadım. Aksine pazar idmanı sonrası çocuklarla otururken hayatımın en eğlenceli on dakikasını yaşadım sayende.”
(Görüldü 12:37)
“Yalnız ‘Fotoğrafı yok, sosyal medyası yok,’ yalanından sonra teyzenin sadece mesaj at demesine şükretmen lazım. Ben olsam kesinlikle arattırır, sesini ve konuşmanızı duymak isterdim jfdkjgfh Kadın haklı olarak duyduklarının sağlamasını yapmak istemiş.”
(Görüldü 12:38)
Yazdığım o uzun, mahcup ve her şeyi açık açık anlatan özür mesajının ardından telefonun başında adeta ecel terleri dökmeye başlamıştım. Ancak karşı taraftan gelen cevaplar, beklediğim o olgun ya da anlayışlı tondan fersah fersah uzaktı. Adam durumu o kadar eğlenceli, beni köşeye sıkıştırmayı o kadar keyifli bulmuştu ki, attığı her mesajla zaten tavan yapmış olan utanma duygumu katlıyor, beni adeta oturduğum sandalyeyle birlikte yerin yedi kat dibine sokuyordu.
Gelen o iğneleyici, dalga geçen mesajlara cevap vermiyor, sadece ekranın başında donakalmış bir şekilde "Okundu" bilgisi bırakıyordum. Evet, görüldü atıyordum çünkü verecek tek bir mantıklı cevabım kalmamıştı; bir matematikçi olarak ilk kez bir problemin altında bu kadar ezilmiştim. Sessiz kalmaya, bu suskunlukla ona aradığı eğlenceyi vermemeye ve bu şekilde konuyu kapatıp onu hayatımdan tamamen defetmeye kararlıydım.
Fakat tam bu anda, ekranımda aniden beliren bir fotoğrafla bütün düşüncelerim bıçak gibi kesildi ve ben resmen donakaldım.
“Al… Artık sevgilinin bir fotoğrafı var. Teyzene bir sonraki sorgusunda gösterirsin.”
(Görüldü 12:40)
Ekranı neredeyse tamamen kaplayan, yüksek çözünürlüklü bir fotoğraftı bu. Devasa camlarından içeri loş bir gün ışığının süzüldüğü, lüks bir spor salonunda çekilmişti. Arka planda üst üste dizilmiş ağırlık plakaları, demir barlar ve spor aletleri flulaşmış, tüm odak noktasını ön plandaki o adama bırakmıştı. Üzerindeki omuzlarını ve biçimli kaslarını tamamen ortaya çıkaran siyah kolsuz spor tişörtü, altına giydiği siyah sporcu şortuyla tezat oluşturmayacak kadar nizami duruyordu. Postürü, duruşundaki o rahat ama son derece maskülen özgüven, fotoğrafa saniyelerce bakakalmama neden olacak kadar karizmatikti. Kumraldı ve saçları antrenmandan yeni çıkmış gibi nemli duruyordu. Arkasındaki aynadan yansıyan ters ışık yüzünden gözlerinin tam rengini net olarak seçemiyordum ama göz bebeklerine vuran o loş aydınlıkta, bakışlarının kesinlikle açık renkli ve keskin olduğuna adım gibi emin olmuştum.
İlk saniyelerde yaşadığım o görsel şoku atlatmaya çalışırken mantığım beni daha hızlı silkeledi.
'Hadi oradan Nisa,' dedim kendi kendime. 'Bu kesinlikle Pinterest’ten ya da Instagram’daki o popüler yabancı fitness modellerinin hesaplarından yürütülmüş sahte bir fotoğraf.' Karşımdaki gizemli numara benimle dalga geçmeye devam ediyor, aklınca bana oyun oynuyordu.
Ah… Başarıyordu da.
İçimde bir yer, o balkondaki zehirli havadan beni tek bir hamleyle çekip çıkaran o keskin zekanın sahibini tam da bu şekilde; bu kadar güçlü, bu kadar korumacı ve bu kadar nefes kesici hayal etmek istemişti. Telefonu elimde tutarken kalbimin atış yönü tamamen değişmişti ve sessiz kalma kararlılığım, ekrandaki bu fotoğrafla birlikte ağır bir darbe almıştı.
“Yerin dibinden sesleniyorum: Biraz daha devam ederseniz cehenneme ulaşacağım. Lütfen konuyu kapatabilir miyiz?
Ben normalde asla böyle yalanlar söyleyen, saçmalayan biri değilim.
Matematik öğretmeniyim ben, her şeyim planlı programlıdır güya.
Ama o masadaki baskıyı görseniz
Siz de can havliyle ilk bulduğunuz yılana sarılırdınız yemin ederim.”
Tekrar her şey için çok teşekkürler. Fotoğrafınızı kullanacak durumlar yaşamam inşallah. Yaşarsam da sizi bir daha asla rahatsız etmemem için
önden önlem aldığınız için teşekkürler. İyi günler!”
“Yılan mı? Aşk olsun.”
“Ay özür dilerim. Sizi daha fazla meşgul etmemek için hızlı olmaya çalışırken
harflerin gazabına uğramışım. Yalan olacaktı o.”
“Anladım. Yalnız o "bir daha rahatsız etmem" kısmını bir netleştirelim bence.
Çünkü şu an büyük bir sorunumuz var öğretmenim.”
“Ne sorunu? 😳 Birine mi yakalandınız yoksa?
Eyvah, sevgiliniz falan mı gördü mesajları?
Kıyamet kopar, n'olur öyle bir şey olmadığını söyleyin!”
“Sakin, sakin... Sevgilim falan yok, tamamen bekar ve zararsız biriyim.
Sorun tamamen senin teyzenle alakalı.
Kadına kıymalı börek yeme sözü verdik.
Ben o böreği yemeden bu numarayı sildirmem djdjjd.”
“Şaka yapıyorsunuz değil mi? 🤦♀️
Teyzem onu masadakilere hava atmak için söyledi.
Birkaç güne unutur gider zaten.”
“Ama ben unutmam.”
“Hafızanızda bir börekle kalıyor olmak sanırım değişik bir tecrübe olacak.
Size iyi şanslar. Oyun bitti.”
“Oyun bitti mi? Hiç sanmıyorum.”
“Bu ne demek?”
“Teyzen gibi ısrarcı karakterler bu işin peşini bırakmaz.
Yarın öbür gün "Eee, hani nerede senin bu çocuk, niye aramıyor?" diye sormayacak mı?”
“Evet. Soracak... Kesin soracak.
Hatta kronometreyi başlattı bile, eminim.
Fakat ben bir yolunu bulurum.”
“Nasıl bir yol?”
“Ayrıldık derim.”
“O zaman neden bu kadar zahmete katlandın ki.
Hiç yalan söylemeseydin.”
“Söylemiş bulundum bir kere.”
“İşte ben de tam olarak bunu diyorum öğretmenim.
Madem bir kere söylemiş bulundun, bari arkasında dur da şu 'ayrılık' travmasını teyzene hemen yaşatıp kadını üzme. Günah.”
“Bizim günahımız sizi neden ilgilendiriyor?”
“Sonuçta sizin günahınıza beni de dahil ettiniz.
Cehennemde birlikte yanacaksak ilgilendirir.”
“Yalnız... Biz bu konuşmayı neden hâlâ devam ettiriyoruz?
Yani, teşekkür ettim, durumu açıkladım. Siz de sağ olun anlayış gösterdiniz.
Şu an yabancı bir erkekle pazar geyiği yapıyor konumuna düşmek üzereyim
ve bu beni gerçekten çok geriyor.”
“Önce yılan sonra geyik…
Bakalım konuşmanın sonuna kadar daha kaç hayvana benzetileceğim?”
“Lafın gelişi söylediğim bir şeydi. Özür dilerim.”
“Ne kadar çok özür diliyorsun.”
“Gerektiği için diliyorum.”
“O zaman bende özür dilerim, konuşmayı istediğin kadar erken kesmeyeceğim.
Ucunda kıymalı börek var değil mi?”
“Spor sizi acıktırmış olmalı.
Bence benimle uğraşmak yerine buna bir çare bulun.”
“Aç değilim ama kıymalı böreğe zaafım var.”
“O zaman börekçiye gidin.”
“O zaman evinizin adresini alabilir miyim?”
“Ben gerçekten kapatıyorum konuyu. Lütfen siz de yazmayın artık.
Tekrar her şey için teşekkürler, iyi günler.”
“Tamam tamam
Sadece takılıyordum. Her zaman bu kadar garip ama eğlenceli bir muhabbet bulamıyorum.
Ama amacım seni germek değildi. Özür dilerim.”
(Görüldü 12.52)
“Ah kalbim. Gizemli sevgilimden görüldü yedim.
Bir sonraki adım ne olacak? Numaranın yanındaki fotoğrafın mı gidecek?”
“Numaramın yanında fotoğrafım mı var?”
“Sanırım herkese açık bir profilin var.”
Kahretsin! Herkese açık bir profilim olduğunu nasıl unuturdum? Korku ve panik bir anda bütün vücudumu ele geçirirken, sırtımdan aşağı buz gibi bir ter damlasının süzüldüğünü hissettim. Ben adamın kim olduğunu, tipini, neye benzediğini Pinterest şüphesiyle sorgularken; o, benim kim olduğumu, yüzümü, belki de hakkımdaki birkaç detayı çoktan kendi ekranında görmüştü bile!
Hızla mesaj ekranından çıktım. Kalbim göğüs kafesimi delmek ister gibi çarparken uygulamanın ayarlar kısmına, profilime geçiş yaptım. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım ve ekrana baktım. Neyse ki… Çok şükür ki geçen ay Sümeyye’nin Büyükada’da o güzel ışıkta, profesyonel kamerasıyla çektiği pozu değiştirmemiştim. Fotoğrafta kilisenin o meşhur kapısında arkamı dönmüşüm gibi hafifçe yan profilden çıkmıştım; yüzüm tamamen net değildi ama yine de bendim işte.
Daha fazla vakit kaybetmeden gizlilik ayarlarına girdim. Profil fotoğrafı seçeneğini bulup, ‘Herkes’ olan ayarı ‘Sadece Kişilerim’ yaptım.
Zihnimdeki o rasyonel, kriz anlarında çalışan matematikçi yanım nihayet kontrolü ele geçirmiş, saniyeler sonrası için harika bir kaçış planı hazırlamıştı. Bu adam benim rehberimde geçici olarak duruyordu. Şimdi o beni kendi rehberine kaydetmiş olsa bile – gerçi hala profil fotoğrafı gözükmüyordu, belki de etmemişti- ben birazdan bu saçma muhabbeti bitirip rehberimdeki o hayali sevgiliyi tamamen silecektim ve böylece o fotoğrafım onun için de sonsuza kadar silinecekti.
“Neyse birkaç saatlik sevgilin olarak sana bir tavsiyede bulunmak istiyorum.
Bence numaramı hemen silme. En azından bir iki gün rehberinde kalayım.
Teyzenle ne kadar sıklıkla görüşüyorsun bilmiyorum ama
Aniden 'Ara da sesini duyalım' falan derse elin ayağına dolanmasın.
Bu arada, ben de kendimi tanıtmadım; Alp ben. Rehberindeki sevgilin.”
“Şey... Tamam, mantıklı.
Yani mantıklı derken, teyzenin aniden sorma ihtimali evet, var.
O yüzden iki gün daha silmeyeceğim.
Ama sadece iki gün! Sonra tamamen bitiyor bu durum.
Ben de Nisa... Memnun oldum diyeceğim ama durumun vahametinden diyemiyorum.”
“Memnun oldum Nisa öğretmenim. Bak, yavaş yavaş birbirimizi anlıyoruz.
İki gün süremiz var yani, güzel.
Peki bu iki gün içinde sana mesaj atmam gerekli mi?”
“Hayır.”
“ 'Sevgilim 🤍' kişisinin sana hiç mesaj atmaması teyzenin radarına takılmaz mı?”
“Takılmaz... Yani umarım takılmaz. Hem neden bana mesaj atsın ki?
Biz sevgili bile değiliz.
Allah’ım ben ne diyorum ya, iyice saçmalamaya başladım.
Alp Bey, lütfen...”
“Bey mi? Yılana ne oldu? Geyik falan?”
“Onlar için özür diledim ya.”
“Özür dileyince her şey geçiyor mu Nisa Hanım?”
“Bakın. Siz benden daha rahat birisiniz anladığım kadarıyla.
Hatta belki şu anda arkadaşlarınızda dalga bile geçiyor olabilirsiniz.
ama ben gerçekten çizgileri olan biriyim.
Bu konuşma uzadıkça kendimi çok suçlu ve tuhaf hissediyorum.”
“Tamam, sakin ol Nisa. Çizgilerine saygım sonsuz.
Sana zorla mesaj attıracak halim yok ya da sapık gibi her dakika sana mesaj atmayacağım.
Sadece... Numaramı silmediğin o iki gün boyunca, teyzenin şüphelenmeyeceği kadar küçük, tamamen 'inandırıcılık' odaklı bir iki mesajlaşma fena olmazdı diye düşünmüştüm.
Malum, şu anda bile her an odana dalabilir.”
“Odama dalabilir mi? 😱
Siz nereden biliyorsunuz odamda olduğumu?”
“Odanda mısın?”
“Evet.”
“Ortaya atılan yemi bu kadar kolay kaptığına göre kahvaltı gerçekten çetin geçmiş.
Bence sende gidip bir şeyler yemelisin.”
“Aç değilim ama sen Pazar sabahı için fazla hazır cevapsın.”
“Bu söylediğini iltifat olarak alacağım ve kibar bir beyefendi olarak teşekkür edeceğim. Ayrıca nerede olduğunu tahmin etmek zor değil.
Bu kadar panik yapan biri herhalde kahvaltı masasında ya da evin salonunda bana bu mesajları yazmıyordur.
Kendini bir yere kilitlediğin çok belli.”
“Tuvalette de olabilirdim.”
“Yine kibar bir beyefendi olarak bu ihtimali düşünmek istemiyorum.”
“Neden? Yoksa bizim tuvalet kullanmadığımızı mı düşünüyorsunuz?”
“İnsan değil misiniz?”
“Evet.”
“Demek bu yüzden beni sürekli bir hayvana benzetme ihtiyacı hissettin.
İç güdüsel bir yakınlık.”
Ah! İçimden yükselen o amansız öfkeyle birlikte telefonu çalışma masasının üzerine adeta fırlattım. Normal zamanda bir erkeğin her söylediğime anında bir açık bulması, kelimelerimi bana karşı bir silah gibi kullanması ve zekasıyla beni böyle köşeye sıkıştırması belki içten içe ilgimi çekebilirdi. Hatta bu ince zekâ oyunundan hafifçe etkilenebilirdim bile. Ama şu an? Şu an mantığımın sınırları çoktan zorlanmıştı; damarlarımdaki adrenalin seviyesi tavan yapmıştı ve ben aşırı, ama kelimenin tam anlamıyla aşırı öfkelenmiştim.
Kendimi hiç bilmediğim bir satranç tahtasında, kurallarını sonradan öğrendiğim bir oyunun içinde piyon gibi hissediyordum. Üstelik bu adam, attığım her hamleyi önceden tahmin edip beni şah mat etmeye çalışıyordu. Benim çaresizliğim, onun pazar eğlencesi haline gelmişti.
Bu delilik, bu saçmalık daha fazla uzayamazdı. O yalanı söylediğim, o numarayı rastgele tuşladığım dakikaya lanet okuyarak telefonu tekrar elime aldım.
Bu konuşma bitmeliydi. Hem de hemen, tam şu saniyede!
“Siz… gerçekten korkunç birisiniz.
Ben... Ben kapatıyorum telefonu.
Teyzem gelirse de ayrıldık derim, ne hali varsa görsün.”
“Djdjjd tamam tamam, kapatma. Söz, bir daha üstüne gelmeyeceğim.
Ama o börek sözünüzü unutmadım, haberiniz olsun.”
“Ay ne börekmiş ya!”
“Lütfen o böreğin bir adı var.
Kıymalı börek :D”
“İyi günler Alp Bey!”
“Mutlu pazarlar Nisa Öğretmenim.”
Tubu ve harika kalemi diyorum şapka çıkarıyorum
YanıtlaSilAy çok eğlenceli 🤩
YanıtlaSilAyyy uzun zamandan sonra keyifli birşey okudum Tubu tubu der susarım
YanıtlaSilAma çok tatlılar 🫠🥰
YanıtlaSilYaa devamını bekliyorum sabırsızlıkla tubuummmm senin nasıl bir kalemin var böyle maşallah nazarlara gelmeeee 😇💕
YanıtlaSilHarikaaaa
YanıtlaSilSabirsizlıkla bekliyorum diğer bölümleri tubum
YanıtlaSilBen bunlrı emoştan titktokta paylaşmasını istesek cok mu olur tubum
YanıtlaSilEllerine emeğine sağlık çok güzel olmuş
YanıtlaSilNisa öğretmenimiz gerçekten okul sınav derkenn hayatın güzelliklerine minicik ara vermiş Alp beyy onu hayatla tekrar tanıştırsa bu iş tamam🤭
YanıtlaSilAlp bey fel fena birisiniz🤭🤭her anlamda 😏😏
YanıtlaSil