Kayıtlar

12'nin Gölgesi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

12'nin Gölgesi - 5. Bölüm

Resim
  MİNE Tommy ile yan yana olduğumuz onca anı zihnimden geçirdim ama hiç bu kadar ağır, bu kadar  ‘konuşan’  bir sessizliğe büründüğümüzü hatırlamıyordum.  Normalde o, buzları eritmekte ustaydı. Mutlaka bir konu açar, genellikle bana takılır, o çarpık ve fazlasıyla karizmatik olan gülümsemesiyle beni konuşturmak için elinden geleni yapardı.  Şimdi ise… Yol boyunca parmak boğumları beyazlayana kadar direksiyonu sıkmış, bakışlarını yoldan bir saniye bile ayırmamıştı. Yanında oturan ben değilim de sanki sahanın ortasında zihnindeki amansız bir rakibiyle en kritik hamleyi hesaplayan bir satranç ustasıydı. Bu hali, sadece koçun gerginliğinden kaynaklı olamazdı. Koçla tartıştığında bile içindeki o ateşi kelimelere dökmüş, hırsını dışarı vurmuştu ama şu an… farklıydı. Sanki mutfakta o su şişelerini ararken bir şey olmuştu; sadece susuzluğunu değil, neşesini ve o her zamanki çocuksu pırıltısını da geçirmiş gibiydi.  Havada asılı kalan o elektrikli gerginliği tenimde...

12'nin Gölgesi - 4. Bölüm

TOMMY Kalabalığın arasına daldığım an, üzerimdeki o ağır ama alışık olduğum gürültü dev bir dalga gibi göğsüme çarptı. Sağımda solumda, zaferin sarhoşluğuyla devleşmiş adamlar sırtımı yumrukluyor, adımı bir marş gibi haykırıyorlardı. Hepsine gülümseyerek, selam vermek adımlarımı yavaşlatıyordu. Normalde bu atmosfer benim yakıtımdı; sahadaki o son saniye pasının yarattığı adrenalinin kutlamasıydı bu. Ama şimdi, adımlarım mutfağa doğru ilerlerken zihnim arkamdaki o loş köşede, kadife koltuğun üzerinde bıraktığım o gümüşi parıltıda asılı kalmıştı. Mine’yi tek başına bırakmak, içimdeki o korumacı canavarı fena halde dürtüyordu.  Mutfağa girdiğimde içerisi, oturma odasından farksız bir kaosa teslim olmuştu. Tezgahların üzerinde devrilmiş şişeler, etrafa saçılmış buz küpleri ve Mike’ın her zamanki ‘fazlasıyla abartılı’ ikramları arasında yolumu bulmaya çalıştım. Tam buzdolabına doğru hamle yapacakken, okulun buz hokeyi takımında ikinci oyun kurucu olan Miller önümü kesti. “Tommy! Maç müt...

12'nin Gölgesi - 3. Bölüm

MİNE Stadyumun otoparkı, gece ayazının keskin ve metalik kokusuyla doluydu. Tommy’nin "gri kurt" adını verdiği o heybetli arabasını bulana kadar, devasa araç selinin arasında adeta bir labirentteymişiz gibi gezmek zorunda kalmıştık. Hatta aynı yerden birkaç kez geçtiğimizi, sürekli Dennis ve vakıftaki arkadaşlarla karşılaşmamızdan dolayı anlamıştım. Onlarla maç başlamadan önce ayrılmak zorunda kaldığımız için, ciğer donduran soğuğa rağmen ayak üstü konuşmak ve vedalaşmak zorunda kalmıştım.   Arabayı bulup içine yerleştiğimizde, dışarıdaki o uğultu ve taraftar çığlıkları kalın camların ardında boğuk bir fısıltıya dönüştü ama içimdeki bir kıpırtı… İşte o bir türlü dinmek bilmiyordu. Tommy ile diz dize gelip gözlerinin derinliklerine bakmadan da dinecek gibi değildi. Kucağımdaki sonsuzluk güllerini usulca bıraktım. Yaprakları, az önce Tommy ile birbirimize kenetlendiğimiz o anın izlerini taşıyordu; biraz ezilmiş, biraz hırpalanmış ama üzerlerine düşen loş ışıkla hala parıl parı...