12'nin Gölgesi - 5. Bölüm
MİNE Tommy ile yan yana olduğumuz onca anı zihnimden geçirdim ama hiç bu kadar ağır, bu kadar ‘konuşan’ bir sessizliğe büründüğümüzü hatırlamıyordum. Normalde o, buzları eritmekte ustaydı. Mutlaka bir konu açar, genellikle bana takılır, o çarpık ve fazlasıyla karizmatik olan gülümsemesiyle beni konuşturmak için elinden geleni yapardı. Şimdi ise… Yol boyunca parmak boğumları beyazlayana kadar direksiyonu sıkmış, bakışlarını yoldan bir saniye bile ayırmamıştı. Yanında oturan ben değilim de sanki sahanın ortasında zihnindeki amansız bir rakibiyle en kritik hamleyi hesaplayan bir satranç ustasıydı. Bu hali, sadece koçun gerginliğinden kaynaklı olamazdı. Koçla tartıştığında bile içindeki o ateşi kelimelere dökmüş, hırsını dışarı vurmuştu ama şu an… farklıydı. Sanki mutfakta o su şişelerini ararken bir şey olmuştu; sadece susuzluğunu değil, neşesini ve o her zamanki çocuksu pırıltısını da geçirmiş gibiydi. Havada asılı kalan o elektrikli gerginliği tenimde...