Yarasa ve Kedi - 17. Bölüm
BUĞRA “Aa… Bu çocuk burada mı uyumuş?” Bölük pörçük uykulara esir olan, her saati ayrı bir kabusla bölünen o ağır gecenin ardından duyduğum ses, zihnimin tozlu raflarından süzülüp gelmiş gibiydi. Öylesine yabancı, öylesine uzaktı ki... Bir an için hala rüyanın o puslu labirentlerinde kaybolduğumu sandım. Bu ses, gerçek olamayacak kadar geçmişte, hatıralarımın en dokunulmaz köşesinde kalmıştı. “Buğra.” Annemin sesi, tam yanı başımda bir meltem gibi esince içimdeki tüm savunma mekanizmaları birer birer çöktü. Annemin sesi, tam yanı başımda bir meltem gibi esince içimdeki tüm savunma mekanizmaları birer birer çöktü. Yıllardır bir zırh gibi kuşandığım o sert, umursamaz ve kendi kendine yeten adam maskesi, bir ses tınısıyla ayağımın altından kayıp gitti. Bir anda zaman kırıldı; 30'lu yaşlarımın ağırlığından sıyrılıp dizleri yara bere içinde eve koşan o küçük çocuğa dönmüştüm sanki. “Oğlum…” Saçlarımın arasında dolaşan parmakları, öyle yumuşak, öyle beklentisizdi ki… Şefkat...