Kayıtlar

Post - it etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Post it - 5. Bölüm

  ‘Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir.’                                                               Balzac OYLUM   Bekliyordum. Kimi beklediğimi bilmeden… Her rafın bulunduğu koridora girenle dikkat kesiliyor, kitaba yaklaşan biri olduğunda elimdeki kitapları bırakma bahanesiyle ayaklanıyordum. Yalnız bu hareketi 1 saat içinde en az 32 kere yapmamdan kaynaklı sanırım birilerinin dikkatini çekmiştim. Bozuntuya vermemeye çalışsam da artık daha temkinli olmalıydım. Yoksa ya hırsız muamelesi görecektim ya da sapık.  Göz hapsine aldığım insanlar tarafından müebbet yememek için bir süreliğine ortadan kaybolmaya karar verdim. Midemden gelen gurultulara bakılırsa faz...

Post- it 4. Bölüm

 OYLUM ‘Son pişmanlık neye yarar. Her şeyin bedeli var. Buraya kadar…’                                                                      Müslüm Gürses Bedenimin uykuya dalmasını engelleyen tek şey, fikirlerimin hala uyanık olmasıydı. Gözümü kapattığım her an, kırmızı post-it karanlığımda acil alarm butonu gibi parlıyordu. Her ne kadar onu benim bıraktığımı gösteren hiçbir delil olmasa da ben biliyordum ve bu yeterliydi. Saatlerdir kıvrandığım yatağım, dikenli tellerden farksızdı. Ya da utancım bana böyle hissettiriyordu. Ruhumun her milimini kanatana kadar döndükten sonra yataktan doğruldum. Yarım yamalak kapattığım kalın perdelerin arasınd...

Post - it 3. Bölüm

 OYLUM Bazen kendi gölgene basar sendelersin ıssız sokaklarda.  Bir karayel eser üşütür yalnızlığın dibine vurur.  Çıkar gelir pişmanlıklar en zayıf anında.  Boğazında yıllanır bir düğüm, umurunda mı zamanın, senin küskünlüğünün.   Otelden beri bana yoldaşlık eden, her parçasında beni biraz daha depresif bir ruh haline sürükleyen Nev’i, bir kahve dükkânının önüne geldiğimde durdurdum. Kulaklığımı boynuma kaydırırken, ilgi çekici gibi duran dükkâna adımımı attım. Burası küçük olmasına rağmen ferah, bir o kadar da esintili bir kafeydi. Sanırım bunun nedeni, tek cephesinin tamamen açık olmasından kaynaklanıyordu.  İçerisindeki atmosfer, adeta tüm çiçeklerin birleşmiş haline benziyordu ve adım attığınız an doğadaki tüm kokular burnunuza doluyordu. Bunu nasıl başarmışlardı anlamıyordum ama sabah serinliğinde orman yürüyüşüne çıkmış gibi enerjik hissettiriyordu. Masaları bir ağacın gövdesi gibi yuvarlak halkalara sahipti. Sandalyeleri ise zebraların çizgileri gib...